Geçici vücut hazzı ile damgalanmıştır

Geçici vücut hazzı ile damgalanmıştır

Çünkü zerafet nasıl kadınlığın güzelliği ise,bağlılık ta dehasıdır (Mutlak Peşinde-Balzac)... . .. ... .... ..... ....... .......... ............ ..................... - Nedir bir buse? - Biraz daha yan yana yapılan bir vaittir.Yemindir kanmayana. Bir itirafın candan bir delil bulmasıdır. Sevişmek mastarının gül pembe noktasıdır. Bir sırdır ki söylenir ağza,kulak yerine. Bir arı vızıltısındaki sonsuz bir andır. Çiçek tadında bir kavuşmadır. Kalbe nefes vermektir ve ruh

Song to the siren

8/10/2009
Kategori: edebiyat



Serptiniz toprağı ölülere,her gece üstünüzü örter gibi yalancıktan ölür gibi.Titremez yumruğun,öyle zayıfsın işte.Bir gözyaşı saklarsın,esirgersin.Hep sıkarsın boğazını,düğümlersin.Öldürürsün kendini.
Sözde; dağlar ufalanır,sözde;bulutlar okşanır.Hep sözde kalır hayat.Yok gerçeği hayalin,öyle olmalı zaten.Bir kez göze alır mı ağaç kışın açmayı?Öylesine kazınsa bedenleri gözyaşı dökerler mi?Yalan olsun gerçeği örtecek kadar baharları.

Sessizlik andı ölülerin,
Fısıltılarına uzak canlıların,
Ruhlar ruhlar...
Defalarca ruhlar
Konuşmak halen günah ölse de insan
Bozmayız yeminleri
Ağızlarında bal damlası
Zehirlisiniz,
Çünkü hiç ölmediniz...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bilmeden gitti

30/8/2009
Kategori: edebiyat


Durulmaya müsait olmayan yapısı güneşin diz çöküşünü hatırlattı ona.Kışa olan kızgınlığı soğukluğundan çok esirgeyen halindendi ona göre.

Eskiden hep eskiden patlardı volkanlar.Yanardı dağlar, yanardağ olurdu.Hepsi masal mıydı bunların?Yoksa hakikaten de patlayan dağlar var mıydı?Çocukluğa hayaller yakışırmış; büyürken nasıl olsa unutulacaktır herşey.Kandırın kendinizi ,dünyayı.Kurtuluşu milyonlar değil kıvrımları getirir beyninizin.Maviye boyadıklarına bakmayın gökyüzünü;ağlarken görmediniz onu.Siz verin sevgiliye adını,tadını,öpüşünü.Herşeyi taşır insan;küfür gibi olsa da hayat lezzetine tanıklık eden olmuştur.İnanın buna.Andır,odur,tattır.Arasıra üflenir tozuna kitapların ama hiç biter mi hazzı altı çizili cümlelerin?

Yüreğine güvenmiyormuş.Ezilmiş,sinmiş,hastalığa bulaşmış.Doruklara tersten bakmış.Suya yalancı demiş.Tutamamış anı.Ne kadar aldanırsa o kadarını istedim halbuki ondan.Çok tasavvur gerçeği kışkırtır dedim.İnanmadı.Daha şimdi boyuyor geceleri,gökyüzünü.Geç değil ,erken değil  ve derken sadece andı ve birden boşandı yağmur, rengi ne güzeldi gecenin.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Elephant Man-Fil Adam

7/6/2009
Kategori: sinema



I am not an animal, I am not an animal;I am a human,I am a man” diye haykırıyordu Fil adam insanların hayret,nefret ve korku dolu suratlarına karşı.Yorgunluk hayatın ta kendisi olduğunda bağırışlar kulaklardan çok yüreklere hükmeder.İnsanlık aciz kulllarda hep bir daha fazla anlam kazanır.Sahipsizliğe rağmen halen bir ahlak ve gurur savaşı var ise anlatabilme derdine sahip çıkılır.Fil adamların yüreğiyle aynalara cesaretle bakılmaya başlanır.

            Bir insanın şeref ve haysiyetine katkı sunan kimi davranışları olur.Bir çocuğa masal anlatmak,birine yardım etmek,keyifli sohbetlerde bulunmak gibi hepimizin tanıdık olduğu davranışlar hayatı süsler,ondan zevk almamızı sağlar; bunun yanında sıradanlığı aşıp başkalarını imrendirecek,bir değer oluşturup duygu ve düşüncelerimizin o ana kadarki sabitliğini aşındıran sanatçı yaratımları da vardır.Birden karşımıza çıkınca tökezlediğimiz ama anladıkça,hissettikçe,düşündükçe baş ucumuzda,beynimizde beslediğimiz güzel eserler ve sahipleri; hayatın daha parlak ve cezbedilebilir kısmına denk gelen taraflarıdır.David Lynch böyle değerleri kendi altyapısına çok önceden yedirdiği için onunla daha sonraki karşılaşmalarda herhangi bir anlamamazlık ve anlayışsızlık göstermek eski defterleri karıştırınca giderilebilir. “Fil adam” eski defterlerinin en tozlu yani en kutsal olanıdır.Lynch’in sürrealist bünyesinin çok ama çok küçük kısmının ışıltılarını bulabileceğimiz bu filmi onun tepetaklak konu anlatma anlayışının yanından geçmese de siyah beyaz görüntülere tamı tamına işleyen hikayesi sinemaya hakkını verir.Şeref ve haysiyetiyle çoğu insanın namusunu kurtarır.

            Filler altında ezilen bir kadıncağız ve bu acının malesef çok kötü bir şekilde vücut bulduğu John Merrick(John Hurt) yani fil adam hikayenin kahramanıdır;kahramandır.Vücudunun yüzde doksanı tümörlerle ve deformasyonlarla kaplı,sağ eli sakat,sırt üstü yatamayan bir insandır fil adam.Fil adamla tanışmamız biraz gecikir filmde.Fil adam bir merak konusudur seyirciler için.Ucubelerin teşhir edildiği bir mekanda Anthony Hopkins(Doktor Frederic Trevves)’in gergin ve meraklı surat ifadesi bize eşlik eden ilk ruh halidir filmde.Ucubeleri gördükçe kendinden geçen,gülen,ağlayan insanlar etrafta dolanmaktadır.Bir perde arkasında gizlenen fil adam ise en çok merak edilendir.Bir canavar olduğundan bahsedilmektedir,başkalarına acımasız sahibi tarafından gösterilmesi yasaklanmıştır..Doktor bir çocuğun yardımıyla bir kaç gün sonra fil adamı görme şansı yakalar.Doktor türlü türlü zor ameliyatlarda bulunmuş olmasına rağmen bu ilk karşılaşmada hayretler içerisinde kalır.Bir hayvana komutlar verir gibi yönlendirilen fil adam doktoru şaşkınlık içerisinde bırakır,onu ağlatır.Seyirci de bu şaşkınlıktan nasibini almıştır.Çünkü böyle bir yaratıkla daha önce kimse karşılaşmamıştır ve bu farklılık filmde gelişen tüm olayların ana konusudur.

            Fil adam daha sonraları doktor tarafından hastahanede korunma altına alınır.Başka doktorların önüne değişik bir örnek olarak sunulur.Ünü yayılır,gazetelerde yer almaya başlar,burjuvazi onunla tanışmak için hastaneye gelmeye başlar.Bu olaylar zincirinde fil adamı daha yakından tanımaya başlarız.Değişik duygular içerisine gireriz.Çünkü Hem fil adamın içinde bulunduğu durum hem de insanların ona olan yaklaşımı güzel tespitler için beyinlerimize ve yüreklerimize sorular sormaya başlar.Fil adama doktor ve yüksek sosyete tarafından gösterilen sevginin nedeni ilk başta kafamızı kurcalayandır.Lynch mesafeli yaklaşımını çok güzel göstermiştir.Doktorun gece kendi kendisini fil adamı vahşice pazarlayan sahibiyle karşılaştırması filmin önemli sahnelerinden biridir.Bir insanın zayıflığı üzerinden kazanç sağlıyor muyum yoksa sağlamıyor muyum? Bir tarafta alt sınıfın eğitimsiz, kaba mensubu diğer tarafta ise eğitimli,statü sahibi bir doktor;ama vicdana seslenen derin bir soru.Bu sezgiyi ve sorguyuı paylaşan baş hemşire de aynı suali doktorun suratına vurur ve içindeki çelişkiyi belirtir.Fil adam ise mutludur;çünkü ömründe görmediği davranışları,iyiliği ve nezaketi bulmuştur.Başka insanlar kendileriyle çelişirken o mutluluk konusunda en az çektiği acılar kadar dürüsttür.Doktorun evinde doktorun eşiyle olan diyaloğu çok sarsıcıdır. “Ben annem için bir düş kırıklığıyım,ama belki beni bu güzel arkadaşlarımla görseydi beni bu halimle severdi.İyi olmayı çok denedim.”diye konuşur.Fil adamın içinde bulunduğu duruma rağmen bu kadar alçakgönüllü konuşması duygusallığın doruk noktasıdır.Hiç bir zaman için acıma dilemeyen bu düşkün insan sadece dürüst ve gururludur.Doktora “ Acaba beni iyilieştirebilir misiniz?” diye sorduğunda aldığı “hayır” cevabına rağmen dik duruşu hayatta kanaat getirebileceği normal bir acıdır belki de.

Fil adamın hayatındaki bu kısa ama güzel mutluluk anları çoğu zaman kesintiye uğrar.İnsanların farklı olana yaklaşımı neden acımasızlıktır?Kendisinden daha güçsüz ve farklı olanı sömürmenin kolaylığı bayağı bir insanın mutluluk ve eğlence kaynağıdır.Fil adam çuvaldan maskesiyle aksak aksak dolaşırken insanların ona bakışı toplum üzerinde bazı genel kanılara varmamıza da yardımcı olur.Toplum farklıyı va ya yeniyi hep düşmanca görür.Farklıyı kabullenmek korkuyu da beraberinde getirir,farklının mevcut yapıyı bozabileceği,ona zarar verebileceği korkusu şiddet gibi kolay bir yoldan rahatlıkla çözülebilir.Farklının yanlışlıka yaptığı herhangi küçük bir hata(fil adamın kaçarken küçük kıza çarpıp onu düşürmesi) abartılıp onu sindirmek için çok güzel bir nedene dönüştürülebilir.Filmde çocukların aldığı rol de hep bu aşağılanmayı destekleyen yöndedir.Çocukluğun cahilliğiyle büyüklerin zevklerine hizmet kolaylaşır.Çünkü çocuk büyüğe inanır ve çocukların biriyle alay etmesi büyükleri kışkırtır.

            Fil adamın  yaşam direncinde incilin payı da büyüktür.İncilden bölümler okuyarak ve ezberleyerek ruhunu sağlam tutmuştur.Yalnız ve sahipsiz bir insanın sığınabileceği en uygun yerlerden biridir din.Mrs.Kendal(Anne Bancroft)’ın tiyatro kitapları da onun duygusal dünyasına uygun gelir.Penceresinden sadece kulelerin tepesini gördüğü katedralin tümünü kendi hayal gücüne göre maketle inşa eder fil adam. Reşat Nuri Güntekin’in Miskinler Tekkesi’nin ilk cümlesi dökülür sanki ağzından:“Şimdi olduğu gibi çocukken de pek canımın kıymetini bilirdim”.Artık hayat son noktayı koymaya yaklaşmıştır daha doğrusu fil adam son noktayı koyacaktır.Ölümüne en büyük değeri katacaktır,insan gibi ölecektir.Sırt üstü yatacağı zaman öleceğini bilen fil adam duvarda mışıl mışıl uyuyan çocuğun resmine bakarak uyumaya ilk defa insan gibi uyumaya insan gibi ölmeye adımını atmıştır.Kıymetini bilmiş ve bulmuştur hayatın.Rüyalarında ise güzeller güzeli annesi “hiç bir şey ölmez” diye ona bu dünyanın en güzel ninnisini söylemektedir şimdi.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

gecikmeden bir bahar hissiyatı

4/5/2009
Kategori: edebiyat



Ama o kadar da hızlı değildi rüzgar.Bir şeylere yetişme telaşı aşıkların heyecanlı adımlarıyla uyum içindedir.Rüzgarın utanç yaşaması savurmakla bitiremediği bulutlarda saklıdır.Bulutları betimleyen sevinçli bir yürek bulutların yumuşak bedeninde bulur bir anlamı.Işıması çok hayret olmayacaksa güneşin,gölgelerde biriken tesellilerdir mutluluk.
     Çok çok zora indirgenir hayat temeline sevgi serpilmişse insanın.Taşıma yükümlülüğüyle ve anlatamama sıkıntısyla aşkı belki geceler gizler gölgeler övülürse bir yazıda.Kendi karanlığımda gördüklerim ne sonsuz.Yıldızlar düştükçe çoğalıyor sanki gökyüzünde.İnsan gibiler.Kalbe bir çizik daha ne kadar sıkı kavratıyor kalemi.Düştükçe,yazdıkça çoğalıyor insan.Parçalarını toplamak hep defterlere kalıyor.Bir anıyı seyretmek neden acı veriyor?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gülümsetir irkilen

10/2/2009
Kategori: edebiyat



    Yüreği yanmadan ateşe üfleyenler gerçek anlamını yaşar hayatın.Kül gözyaşı olur mecaza tapanlarda o göllerin başında salınan ağaçlar yandığında.Yürekler taşınmak için lazım olduğunda kavratabiliyorsa tüm ağırlığını vücuda nazik cümledeki kelime hassasiyeti ellerin vasfıdır artık.Uykuya nasip olmayan rüya gecenin kaybıdır,gözler kapandıkça vardır onun adı;yoksa uyanmaz mıydı ölüler gündüzleri? Kafadan çıkan sesin derin musikisini yüreğe dinletebilmeli insanoğlu. Karmaşayı okşadıkça büyütmeli erkekliğini.Sonra tarifi olunca acıların birleşir parçaları yüreğin.Sıcak nefes ile buğulanır donmuş beyinleri;silmesi kolay olur sabitin ahlakını.
     Tanımlayandır sürekli değiştiren dünyayı;çehresinde makyajı silinen sahiller gibi alışkın dalgalara sevdirmiştir tokadını.Kendi çişimizle başkalarının bokunu kazırken umumi hayatların tasarrufuna kendi adımızı yazdırırız;yağmurun öptüğü taze toprakta anaların rahminden en parlak inci tanesi olarak doğarız.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Siyahtı Bahtındaki Boyası

28/12/2008
Kategori: muzik

                    

     Bir acı içimize işledikten sonra bunun sürdürülebilirliğini istemek mantıksız görünebilir;ama sanat  bu dünyada herşeyin bir anlamı olduğunu  ve bu anlamlarla kişisel olarak anlamsızlığa ulaştığımızı her uğraşımızda bize hatırlatır.Herkesin sonsuzluğa  inancında bir şaşmazlık olduğunu kabul edersek  dünyamızın evren içinde sadece ama sadece bir bok olduğuna kanaat getirebiliriz ve mutlu görünmeyi sadece yanılgı olarak değil  daha çok ahlaksızlık olarak tanımlarız.

     Arabeskin içini en güzel müziklerle donatıp  yukarıdaki paragrafın hakkını verenlere gönlümüz gibi sayfalarımızı da açarız.Maziden birilerinin uğradığı yer gözü yaşlıların mekanıdır.Müslüm Baba gerçeğin baş tacıdır.O  “Maziden biri” derken herhangi birinden bahsetmez.O mazidekilerden biri hepimizizdir.Her başkasını yazdığımız kendimiz değil midir zaten?
       Homo sapiens bir hayvanın kemiğinden müzik aleti yapıp ona üflediğinde çıkan ses  mutlaka ki onu duygulandırıyordu.O alet dönüşerek biz de “ney” olduğunda aynı görevi şimdi bu parçada yerine getiriyor. Biz sadece doğadaki sesleri modernize ettik ,bir şekilde birleştirdik.Eskiye yabancı olduk duygular dışında.Müslüm Baba parçanın her köşesine tesir etmiş acının,insanlığın yabancı olmadığı en bilindik duygunun öncülüğünü  üstlenmiştir. Parçanın teması hayatın kahpeliğidir yani asli nüshasıdır. “ Bir yerden tanıyor gibiyim sizi,saçlarınız beyaz değildiler”  girişi ,kapağı yeni açılan bir kitabın ilk cümleleri gibi dökülür birden;müziğe işleyen bir hikaye çift sarmal yapısıyla “ben sadece şarkı değil hayatın ta kendisini söylüyorum sana” der.Parçanın ney ve kemanlı başlangıcı demin bahsettiğim evrimin masallı,sanatlı bulamacını belgeler niteliktedir. Gençlik,sıhhat,mutluluk her bi sevimli yavru bu hayatta orospuya dönecektir ona ihtiyacı olanlar gibi.Yıllar herşeyi çürütür ,ondan kimse kazançlı çıkmaz.Yıkılmaz sandığımız nice insanlar parmak kaldırıp söz istemeye mecbur bırakılır.Müslüm Baba defalarca bu nakaratı tekrarlar.Siyah bahtlar saçlardaki beyazlardır.Siyahın beyaza dönüşümü,beyazın siyaha.Farklı olanın sona doğru aynı olması.Acı her yerde herkeste aynı çünkü.Mermerle kaplı mezarlar ölümün taçlandırılması.Balzac’ın dediği gibi İnsanlık komedyası.Tüm bunlar parçanın adını koyar.İnsan doğar,büyür,ölür derken virgüller arasını çeken bilir.Müslüm baba bunun farkındadır. Çocuğunun önünde başkasından tokat yiyen baba oluruz,De Sica’nın yanında bir de biz bir bisiklet hırsızı oluruz.Hepsi dört buçuk dakikaya sığdı.Söyleyen söyledi,anlayan anladı,ağlayan ağladı.Biz sadece anılarımızla varız daha da ötesinden bahseden oldu mu?
        Hiçliğin esiriyiz,hepimiz ondan geldik ona dönüştürüleceğiz.
        Amin.


MAZİDEN BİRİ
Bir yerden taniyor gibiyim sizi
Saçlariniz beyaz değildiler
Gülen gözleriniz vardı eskiden
Gözleriniz yaşlı degildiler

Gencligim yillara boynunu bukmus
Kader firtinasi yapragin dokmus
Yikilmaz sandigim o insan cokmus
Bahti boyle siyah değildiler

Ne guzel gunlerdi hayat doluydu
Çınlardı kahkaha neşe doluydu
Kimlere aldandin kimlere uydun
İstediğin bunlar değildiler

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı